10 Temmuz 2013 Çarşamba

Bosnia and Herzegovina-2, Dubrovnik, Srebrenitsa

En son postumu 16 Aralık'ta oluşturmuşum. O kadar uzun bir ara verdim ki, post yazmayı unutmuşum:) blog yazıma nasıl başlayacağımı bilemedim.
Bloguma uzun süreden beri ilk defa girip "100 takip eden" yazısını görünce 5 postumla beni takip eden blogcanlarımla daha fazla şey paylaşmalıyım diye düşündüm:)

Bu vesileyle takibe alıp, yorumlarını paylaşan herkese teşekkür ediyorum.

Peki, niye yeni başlamışken 7 aylık bir ara? :) Bu kadar uzun bir ara vermemin en büyük sebebi okuldu. Bu yıl son sınavlar, bitirme projesi, mezuniyet vs. derken nasıl geçti bilemedim, çok ama çok yoğun bir dönemdi benim için. Bu yüzden tam 7 ay önce yazdığım Bosna postumun ikincisini an itibariyle yazıyorum :)

Bosna'yla ilgili o kadar çok yorum ve soru aldım ki mailime gelen, bu postum tüm sorulara cevap niteliğinde olacak inşallah.

Bol resimli, bol yazılı bir post oldu, şimdiden uyarayım. Tavsiyem; çayınızı, kahvenizi elinize alıp okumaya başlayın. :)

Gezimizin 4. gününe Hırvatistan'da bulunan ve bol turist ağırlayan Dubrovnik'le devam ettik.
Ayrıca şu bilgiyi vermem gerekecek, Hırvatistan bizim gittiğimiz zaman Türk vatandaşlarına vize uygulamıyordu, Ocak'tan itibaren AB vesilesiyle vize uygulamasına geçmiş bulunmakta. Bu malesef Balkan gezilerinde can sıkıcı olacak bir gelişme.
Dubrovnik'e gittiğimiz gün hava bol yağışlıydı, biz de Hırvatistan yağmurlarında bol bol ıslanarak nasibimizi aldık :)

Dubrovnik sahilde bulunan ve bol tarihi yapı bulunduran gezilesi bir şehir.

Sokakları ise genel olarak bu mimariye sahip.
Yağmur da ayrı bir hava kattı bence gezimize, ne dersiniz? :))

Yılbaşına 1,5 ay kala hazırlıklara başlanmış. :)

Şoförümüz Nihat Abi Dubrovnik'i kuş bakışı izleyebileceğimiz bir tepeye çıkardı bizi.
Burası yazın eminim çok daha güzel oluyordur. 
(Kendimi yağmurla ilgili daha fazla avutamayacağım :))
Bu da "Dubrovnik'te 'kara lahana' gören masum Karadenizli" isimli çalışmam. :)
Dubrovnik adına aklımda en çok kalan şeylerden biri her yerde karşımıza çıkan bu portakal ağaçları oldu, yiyemediğimizden dolayı hep de aklımda kalacak sanırım... :)
Bu da dönüş yolumuz...
Açık konuşmak gerekirse Dubrovnik bizde Bosna kadar güzel duygular uyandırmadı, bunun sebebi geçmişte yaşananlar, ülkenin Müslüman olmaması, halkının soğukluğu, en azından Boşnaklar kadar sıcak olmayışları olabilir, bilemiyorum...
Ayrıca Hırvatistan Bosna'ya göre çok daha pahalı bir ülke. En basitinden Bosna'da 1-2 tl'ye satılan buzdolabı magnetlerini Hırvatistan'da 9-10 tl civarında buabilirsiniz.

Hırvatistan'dan(Bosna'ya yaklaşık 5 saat uzaklıkta) döndüğümüzde akşam olmuştu bile.
Burası ise istisnasız her akşam gelip oturduğumuz Başçarşıda'ki Morica Han (Cafe Divan). O kadar sıcak, hoş bir mekan ki, Osmanlı mimarisine çok benzeyen yerde, ezgi, ilahi ve Türk müzikleri çalarken kendinizi çok huzurlu hissediyorsunuz. Garsonları ve misafirleri de aynı sıcaklığa sahip...
Bu da girişi. (Bu resmi internetten bulmak zorunda kaldım, bendeki çok bulanık çıkmıştı)

Ertesi gün yolculuğumuza Saraybosna'daki Tunel ile devam ettik. Bu Tunel'in  Bosna savaşı sırasındaki görevi  açısından çook önemli bir yeri var Bosna'lılar için, ve bence tüm insanlık için.

Boşnakların savaş zamanı tüm gıda ve askeri yardımlarının engellendiği sırada Aliya İzzetbegoviç önderliğinde Şehide teyze'nin evinin altından bir tünel kazılarak tüm gıda, ilaç ve askeri yardımlar havaalanından bu tünel yardımıyla Sırp kuşatmasındaki Boşnak'lara ulaşması sağlanmış.
Daha sonra Sırp askerlerinin bir şekilde bu tünelden haberi oluyor ve sonrası resimde gördüğünüz gibi.. Ama Aliya İzzetbegoviç'in dehası, askerlerinin ve Boşnak halkının yaklaşık 4 ay süren çabaları, Şehide Teyze'nin fedakarlığı ve yardımlarıyla bu tünel  Saraybosna'nın kurtuluşu olarak tanımlanıyor. 

Sonrasında ise doğa harikası Vrelo Bosne'ye gittik.
Ama tabiki yağmurun azizliğine uğradık yine :) Burası çok çok güzel bir yer ama yağmur dolayısıyla ve havanın kararmaya başlaması sebebiyle güzelliği perdelendi.
Siz buranın güneşli, yemyeşil halini hayal edin :) 

Ki bence bu hali de fevkalade güzel...
Bu manzaranın önüne kendimi eklemesem olur mu? Olmaz tabiki! :)

Sıra geldi son günümüze... Son günümüze anlamlı ve bizde derin izler bırakacak, bizi düşündürecek bir yeri bırakalım dedik ve Srebrenica'ya gittik.
Srebranica hakkında az çok bilginiz vardır, yoksa bile mutlaka edinin lütfen, böyle bir insanlık dramından dersimizi almazsak Müslüman alemi böyle yaralar almaya devam edecektir Allah muhafaza. 
Srebranica ile ilgili TRT'nin hazırlamış olduğu bir belgesel var. Ayrıca Bosna'daki savaşı anlatan "Mavi Kelebekler" dizisi var, bilgilenmek, hatırlamak, farkında olmak isterseniz izlemenizi şiddetle tavsiye ederim.
BM'nin ve tüm dünyanın gözü önünde gerçekleşen içler acısı bir soykırım. Sorumlusu olan Sırp komutan yakın zamana kadar elini kolunu sallaya sallaya gezmekte imiş. Tutuklanmış ama şu anki akıbeti nedir bilemiyorum.
Silahsızlandırılarak haince öldürülen 8372 can... Şehitlerin isimlerine bakar mısınız.. Ne kadar tanıdık isimler, ne kadar da bizdenler... 
Belki de anıt mezarlarda bir çoğunun tanıdığı birileri olan Srebrenitsa'yı ziyarete gelmiş ve Kur'an-ı Kerim okuyarak savaşta öldürülen kardeşlerinin ruhlarına Yasin okuyan minik Boşnak öğrenciler. 
Hepsini sarıp sarmalayasım, acılarını paylaştığımızı dile getiresim gelse de birbirimizin göz yaşlarını silerek, gözlerimizin içine bakarak binlerce cümle kurarak anlatamayacağımız şeyleri anlattık birbirimize...
 Boynumuz bükük ayrılıyoruz Srebrenitsa'dan.... 
Allah c.c. bize bir daha böyle başımızı öne eğerek gezmek zorunda kalacağımız anılar yaşatmasın.

Son olarak ise Bosna'da ne yedik, ne içtik, nerde kaldık? sorusunun cevabını vereyim.
Bosna denince akla ne gelir? Tabiki "Boşnak böreği" Başçarşı'da bir çok yerde bulabilirsiniz. Ben mekanlar arasında pek bir fark göremedim tad olarak, ama ünlü, tavsiye edebileceği bir yer olan varsa yazsın :)
Bu da bir çok yemeğin yanında "içtiğimiz yoğurt". İçmek ve yoğurt'u aynı cümlede kullanınca yanlış yazdığımı zannetmiş olabilirsiniz ama değil :) Boşnaklar yoğurdu bu şekilde ayran gibi bardaklardan içerek tüketiyor. Biz çok garipseyip içmekte zorlandığımız için arada çaktırmadan sulandırıp içmeye çalıştık :))
Vee; Cevapi. 
Bizim anlayacağımız dilde ise, pide arası bol soğanla servis edilen İnegöl köfte :)
Ama bana sorarsanız Türkiye'de yapılan İnegöl köfteden çok daha lezzetli ve çok daha ucuz. Bu çevapi'yi 2KM (yaklaşık 2,5 tl)'ye yemiştik :)
Boşnak kahvesi.
Bu arada nasıl yapıldığını da gördüm, cezvede suyu kaynatıp üzerine kahveyi döküp altını kapatıyorlar. Yapılışı da servisi de pek alışık olduğumuz cinsten değil ama denenmeli :)
Tufahiye. 
Dilimiz sürekli tuhafiye'ye kaydığı için garsondan isterken baya zorlandık. :)
Şerbetli elma tatlısı, içinde ceviz ve krema var. Hafif, güzel bir tatlı tavsiye ederim.
Bey çorbası
 Resmini diğer postumda da koymuştum. İçinde bamya bulunan ama benim gibi bamya sevmeyenlerin bile afiyetle yiyebileceği bir çorba. Çok çok sevdim. Özellikle Alperenler Tekkesi'nin oradaki restaurantta yemeniz şiddetle tavsiye edilir.
Orangina! :)
Türkiye'de bulunuyor mu bilmiyorum ama tadına ve şişesine bayıldım.
Bu da annenize alabileceğiniz güzel bir hediye, Bakır kahve takımı.
Yalnız bunu Başçarşı'da pasaj gibi  Kapalı çarşıya benzeyen bir yer var, kesinlikle oradan alın. Tatlı dilli satıcılara aldanıp fazla para vermeyin bizim gibi. :) Fiyatı 10€'ydu sanırım.
Bu arada size bir tavsiyede daha bulunayım. Ailenize sürpriz yapmak ve Bosna'dan güzel bir hatıra kalsın istiyorsanız ailenize güzel dileklerinizin yazılı olduğu Bosna temalı kart atabilirsiniz. Başçarşı'daki postaneden 1,5 tl gibi cüz'i bir fiyata  yollanıyordu yanlış hatırlamıyorsam.

Şimdi gelelim en önemli kısıma, Bosna'da nerede konakladık, ve daha da önemlisi ne kadar fiyata? :)
Bizim için konaklayacağımızın yerin temiz, güvenilir ve öğrenci işi uygun ücrette olması çok önemliydi ve biz  kalacak yer konusunda çok şanslıydık Allah'a şükür. 
Bosna'da bizimle ilgilenen Erko Abi'nin kayınvalidesi Emina Teyze'nin daireden pansiyona çevirerek işlettiği yerde kaldık. Başçarşı ile aramızda bir cadde vardı sadece. Ve tanıdık olmamız dolayısıyla çok çok uygun bir ücrete kaldık. Buraya yazmam doğru olacak mı bilemiyorum ama günlüğü 10 €'ya geldi ve bu rakam diğer kalınacak yerlere oranla çok çok uygun. Tabi dediğim gibi bu ücrette tanıdık olmamızın ve sonbahar mevsiminde olmamızın büyük payı var. 4 bayan olduğumuz için pansiyonun diğer odalarına aldıkları müşterilere de dikkat ettiler sağolsunlar. Bizim kaldığımız oda 4 yataklı tam bize göreydi. Dediğim gibi tam öğrenci işi bir konaklama oldu. Çalışan insanlar, eşli, çocuklu geziler için çok tercih edilemeyebilir. Ama öğrencilere, uygun ücretli merkeze yakın yerler arayanlara tavsiyemdir. Taksici Nihat Abi'ye de bu pansiyondakiler aracılığıyla ulaşabilirsiniz.
Bu arada Bosna'ya gidecekseniz turla değil kendi imkanlarınızla gitmenizi tavsiye ederim. Yoksa gezi 3 katı bir ücrete patlayabilir.
Bu kadar bilginin ardından artık iletişim bilgilerini verebilirim sanırım :) Buyrun size pansiyonun kartvizitinin önlü arkalı resmi:


İnşallah faydalı bilgiler verebilmişimdir ve inşallah okurken keyif almışsınızdır.
Bosna benim için her zaman farklı yeri olacak bir ülke. Ara ara rüyalarıma bile giriyor. :) İnşallah tekrar gitmek nasip olur. Ama ona tekrar gitmeden önce diğer ülkeleri gezmek var hayalimde ve hedefimde. 
Hali hazırda bir kaç günle başvurusunu kaçırdığım bir Avrupa turu var. Ailemin mezuniyet hediyesi olacaktı bana... Halen araştırmaktayım. Eğer güvenilir, uçuk olmayan fiyatlarda önerebileceğiniz turlar varsa önerilerinize açığım.
Hepinize sevgiler, hayırlı ramazanlar... :)






16 Aralık 2012 Pazar

Bosnia and Herzegovina

Eveet, Bosna'dan geleli yaklaşık 3 hafta oldu. Ve ben tembelliğimden mütevellit bu post'u yeni yazıyorum.
Bosna Hersek gezimiz rüya gibi geldi, rüya gibi geçti Elhamdülillah...
Bosna gezip görmekle birlikte düşündüren bir ülke. Bosna'da attığınız her adımda savaşın izlerini görmek, 20 yıl öncesine gitmek mümkün. 
Sırf Müslüman kimliklerinden dolayı, Sırp komutanın ağzından çıkan "Türklerden intikamımızı alacağız" sözlerinin ardından yapılan vahşet boyutunda bir katliam... Dünya'nın gözünü, kulağını kapadığı Bosna'yı malesef ki boynumuz bükük ziyaret ettik. BM ve NATO askerlerinin katliama nasıl göz yumduklarını hatta destek verdiklerini utançla dinledik! Bunca şeye rağmen halâ Bosna'yla ilgili farkındalık oluşmuş değil Dünya'da.
Boşnak, Sırp ve Hırvat'ların bir arada yaşadığı ve Boşnak'ların, Müslümanların bir çok Sırp ve Hırvat tarafından hala istenmediği, fikir çatışmalarının devam ettiği bir ülke...
Aslında aklımda yazmak istediğim o kadar çok şey var ki.. Ama bu geziyi böyle hep hüzünlü geçmiş gibi lanse etmek istemiyorum. 
Gezimiz aslında çok çok güzel başladı, çok çok güzel devam etti ve istemeyerek de olsa bitti...
Bizi orada bir tanıdığımızın bize yardımcı olması için rica ettiği dünyalar tatlısı Erko abimiz karşıladı. Kendisi çok az Türkçe bildiği için kendisine "Türk müsünüz?" sorusunu yönelttik. Aldığımız cevap tüylerimizi diken diken etmeye yetti; "Boşnak'ım ama biz de Türküz. Biz tam 500 yıldır Türk'üz"...
Konaklamamız Erko Abi'nin kayınvalidesine ait olan ve Başçarşı'ya 1 dk'lık mesafedeki bir pansiyonda oldu. Pansiyonda sadece biz olduğumuz için fazlasıyla rahat ettik ve kalma ücretimiz çok uyguna geldi.
Ben daha fazla uzatmadan resimlere geçeyim çünkü çektiğimiz 2000den fazla resim var ve buraya aktaracaklarım da bir hayli fazla :)

Geziyle ilgili asıl bilgiler burada: 

Bosna'nın para birimi Konvertibl Mark(KM) ve 1KM yaklaşık olarak 1,2TL'ye karşılık geliyor. 
Biz gezimizi genelde taksi kiralayarak yaptık(Taksiyi sağolsun Erko abi ayarladı, güvenilir ama hiç Türkçe ve İngilizce bilmeyen Boşnak Nihat abimiz Bosna yolculuğumuz boyunca hemen her gün bize eşlik etti:)) 
4 arkadaş gittiğimiz için otobüse, tramvaya vereceğimiz toplam yol parasıyla taksi kiraladığımızdaki yol parası hemen hemen aynı ücrete geliyordu. Ve taksi kiralamak kesinlikle çok rahat, şöfor sizi gittiğiniz yerlerde bekliyor. Ve duraktan durağa yürümek, otobüs saatlerini takip etmek zorunda kalmıyorsunuz. Bosna'da benzin Türkiye'dekinin neredeyse yarı fiyatına olduğundan yolculuk araba kiralayarak gayet uyguna geliyor.
              Gördüğünüz karşıdaki sokak hostel'imizin bulunduğu sokak. Ah, nasıl özledim... :)
                        Hostelimizin karşısındaki evdeki kurşun izleri her şeyi anlatıyor sanırım...
Alija İzzetbegoviç'in bulunduğu şehitlik, Bosna'da neredeyse gittiğiniz her yerde karşınıza şehitlik çıkıyor.


Aliya İzzetbegoviç'in kabri... Rabbim mekanını cennet eylesin inşaallah.

Bosna'da bir sokak.
Kaleden sis çökmüş Sarajevo

İstisnasız her gün başına gelip kana kana su içtiğimiz Başçarşı'ya güzellik katan sebil.

Sarajevo'daki kiliselerden yalnızca biri.

Bosna'nın bağımsızlığından beri yanan özgürlük ateşi.

Bu tanıdık gelmiştir muhakkak:) TL'lerinizi burada Bosna'nın para birimi KM'ye çevirebilirsiniz.

Bosna'lılar malesef ki feci derecede Muhteşem Yüzyıl(onlardak ismi Sulejman) dizisi fanı. Her yerde Sülejman dizisi reklamları ve bu tarz tarihi kitaplar görmek mümkün.
İkinci günümüzün ilk durağı; Blagaj Alperenler Tekkesi. 
Cennetten bir köşe gibi...


Dünya'nın en temiz nehirlerinden Buna nehri. Ve içtiğim buz gibi suyu düşündükçe hala susuyorum:)
Tekke'nin dışı kadar güzel olan içi. Ne kadar huzur verici değil mi? :)

Bu da Alperenler Tekkesi'nin oradaki harika manzaralı restaurantta(menüde hala kaldırılmamış olan içki var ama artık içki satılmıyor) yediğimiz Bey Çorbası.
Mükemmel bir tadı var, en sevdiğimiz yiyeceklerden biri bu oldu. Çok da doyurucu. Bu çorbadan sonra yeme planımızda olan diğer yiyecekleri yiyemedik. İçinde bamya varmış, ki ben bamyayı hiç sevmeyen biri olmama rağmen farketmedim ve bu çorbaya bayıldım!
Vee sonunda Mostar! :)
Mostar'ın üzerinden görünen manzara. Şu ana kadar gördüğüm en büyüleyici manzaralardan biri...

Köprünün üstü ve karşımızda gördüğümüz Mostar'ın diğer ayağının bulunduğu Hırvat tarafı.

Şu küçücük taş üzerine yazılmış 3 kelime o kadar çok şey anlatıyor ki...

Nasıl bir renktir bu!

Hırvat tarafındayız.

 .

Hırvatların bulunduğu köyde Nezireka Camisinin orada cami görevlisi Edin ile tanıştık, Türk olduğumuzu öğrenince bizi daha bir sıcak karşıladı ve Caminin minaresine çıkıp manzarayı izlememize vesile oldu sağolsun.
Bu manzara da minareden.
Bu arada Edin'le vedalaşırken gayet akıcı olan İngilizce'si bir anda kendini kekelemeye bıraktı ve başı önde "Bence Türk kızları çok güzel" deyip utançla arkasını dönüp gitti :) Bize de dona kalıp ardından kendi aramızda gülümsemek kaldı :)


Bir çok yerde gördüğümüz bayrağımızdan yalnızca biri...
3. gün ziyaret ettiğimiz Ahmic köyünde bombalanıp yerine yenisi yapılan camideyiz. Yalnız tablo her şeyi gayet gözler önüne seriyor.
Hırvatistan askerleri tarafından cemaatin sabah namazının farzını kıldıkları esnada bombalanan, tüm cemaatin ve köydeki bir çok insanla beraber 116 kişinin katledildiği küçük ama taşıdığı izlerin büyük olduğu bir köy... 

Yaşanılan vahşeti bu resimlerde de görmek mümkün. Sözde yardıma gelen İngiliz askerleri ise cesetlerin yanlarında poz vermeyi ihmal etmemişler!

Büyükten küçüğe katledilen tam 116 can. Rabbim şehit makamına erdirsin inşaallah hepsini...


Burası da Bosna'nın güzel şehirlerinden biri olan Travnik
Resimde görünen kaleden gelen ezan sesini duyarak büyük bir şevkle oraya çıktık. Ezan sesi kaleden geliyormuş ancak namaz kılmak için bir yer bulunmadığı için yakınlardaki başka bir camiye gittik.
Bu da malesef ki caminin cemaati...
Bu arada Bosna'da camiler namaz vakitleri dışında kapalı. 10 dk geç gelseniz camiyi kapalı bulabilirsiniz. 
Ve ayrıca bir çok camide ezan minarelerden duyulmuyor, yalnızca caminin içinde okunuyor.

Travniği kuş bakışı seyredebileceğimiz kaledeyiz, bayrağı biz dikmişiz gibi poz vermeyi de ihmal etmiyoruz :)


Bu post'u böyle bitireyim. Aslında yazmaya başlarken hepsini bir post'a sığdırmayı düşünmüştüm ama kaç saattir bilgisayarın başında parmaklarımın ağrıdığını hissedince bitirmeye karar verdim :)
Kalanını(Dubrovnik, Srebrenica, Vrelo Bosne, Tunel)  daha sonra yazayım inşaallah.
Post'um sonrası bir çok arkadaşımın sorduğu maddi olarak da bize ne kadara patladığının bir analizini yapmayı düşünüyorum. Ama şu kadarını söyleyeyim, turlardaki ücretlerle kıyaslayınca çok çok ucuza geldi. Bosna gibi hem uygun, hem Türklerin çok bulunduğu ve çok sevildiği bir yere gidecekseniz imkanlarınız varsa kendi başınıza gitmenizi şiddetle tavsiye ederim.
Sorusu olan olursa seve seve cevaplarım. Çünkü biz gitmeden önce internet başında harıl harıl bilgi alabileceğimiz kaynak ve insan aradık. :)
Ayrıca Serra'nın bloğunda yazdıklarımı görüp twitter üzerinden bana ulaşan Nurdan Abla bu yazdıklarımı okuyorsa kendisine burdan da teşekkür etmek istiyorum. Allah c.c. razı olsun, bir çok konuda bilgi verdi ve yardımcı oldu.

Şimdilik benden bu kadar sevgili blogdaşlarım...:)
Selametle...